 Yoruldun mu küçüğüm, üzüldün mü kollarının boş kalmasına? Yorulmak da var tabii ki işin ucunda, tıpkı her insanın yaptığı gibi. Sabır ölçeklerinin, yüreğine bastığın taşa uymaması sorunu da var gerçi, hiçbir insanda olmadığı halde.
Kollarında öleceğin bir insan ararken mi kaybettin seni insanlara bağlayacak kollarını? Gözlerine şirinlik perdesini taktığın zamandandır mı ölüyorsun suratsızlıktan? Ben yorulmam dediğin vakit, aynadaki aksinle çatıştığın zamanları hatırla! Kazananın da, kaybedenin de sen olduğu zamanları…
Onsuz nefes alamadığını çocukça düşündüğün zamanlarda, etrafındaki tüm büyüklerin ve akranların sana, bir tarafa tutunmanı ve ayaklarını yere basmanı söylediler. Yapmadın! Yapmanı istenilen hiçbir şeyi yapmadın da, sadece bir tutam saç teli mi istedin? Saçlarını okşayacak elin olmadıktan sonra istediğin kadar haykır aynaya, Kaybeden de sensin, kazandığını sanan da…
Sen en iyisi al eline bir kitap, otur ve onu ölene kadar oku! Ya da boş ver, vazgeçtim. Al eline bir gitar, gezin bakalım notaların arasında. Gitara sarılıp çal istersen, istersen ağla gözlerini kapatıp. Yoksa gitar çalmasını bilmiyor musun? Korkma bir söz söylemem, aşağılamam…
Sen sevmeyi bilmeden sevdiğin zamanki gibi, Ölmeyi bilmeden öldürmeye çalıştığın zamanki gibi…
Yoruldun mu? Hoş geldin beni terk ettiğin dünyama…
Aydın AKDUMAN Yazılış Tarihi: Bilinmiyor Son Düzenleme Tarihi: 24 Nisan 2007 |