 Sene 1989… İlkokula başlayan, siyah önlük geleneğine yetişebilmiş sevimli bir çocuk… Diğer çocuklara nazaran ağlamıyor. Annesini ve babasını akşam göreceğini ve onlara ilk gününün nasıl geçtiğini anlatacağını biliyor. Çocuk okula alışıyor. Ve yalnızca Rus binasından bozma, adını Fevzi Paşa’dan alan okuluna değil, teni beyaz güle benzeyen sınıf arkadaşına da âşık oluyor. Kimseciklere açamıyor derdini, ilkokul birinci sınıfta âşık mı olunurmuş?
Naşide öğretmenine gidiyor. Dersin ortasında herkes çizgi çizmekle meşgulken, o hocasına, pardon, “öğretmenine!” : “öğretmenim ben âşık oldum” diyor. Hocası gülümseyerek “arkadaş olarak değil mi” diyor, çocuk büküyor boynunu, “evet” diye fısıldıyor.
Çocuk o sene öğretmeninden karşılıksız aşkı, acı da olsa öğreniyor…
* * *
Sene 1994… Sevimliliğinden hiçbir şey kaybetmeyen ve ilkokul beşinci sınıfa gelen çocuk zeki olduğu için, fark ediliyor öğretmeni tarafından. Öğretmeni ailesine yalvarıyor, çocuk bir yıl boyunca dershaneye gidiyor. Çocuk Anadolu Lisesi’ni kazanıyor…
Çocuk, zekâsını Samiye Öğretmeni sayesinde fark ediyor…
* * *
Sene 1996… Çocuk, büyümenin verdiği “Aralık bir yaş”’ta olmanın ezikliğiyle büyümeye devam ediyor. Ortaokul Almanca öğretmeni, yalnızca can sıkıntısıyla kalemlerle oynadığı için sınıfın ortasında ve doğal olarak arkadaşlarının yanında “Aydın Köpeği” diye bağırıyor. Arkadaşları çocukla alay ediyorlar. Çocuk bu durumu sevmiyor. Çocuk artık Almancayı da sevmiyor…
Çocuk Almancayı Hatice öğretmeni yüzünden sevmiyor…
* * *
Sene 1997… Çocuk hala ortaokula devam ediyor. Almanca ödevini yapamadığı için, matematik dersinde gizlice yapmak zorunda kalıyor. Öğrencilerden nefret eden öğretmeni - pardon, unuttum çağ atladık, “hocası”-, bu durumu görünce, bütün ders boyunca çocuğu dövüyor. Çocuk ağlamıyor. Ama çocuk matematiği sevmemeye başlıyor. Sonra tekrar Hatice hocasından ödevi yapmadığı için dayak yiyor.
Çocuk matematikten, öğrenci düşmanı hocası yüzünden soğuyor…
* * *
Çocuk ortaokula devam ediyor. İngilizce hocası, yorgun ifadelerle anlatıyor dersi. Ama yine de anlatıyor. Ve hiç vurmuyor çocuğa. Hep sevgiyle yaklaşıyor. Ve çocuk İngilizceye sevgiyle yaklaşmaya başlıyor.
Çocuk İngilizceyi o sevimli öğretmen sayesinde seviyor…
* * *
Sene 2001… Çocuk büyüyor ve büyüyen her insan gibi değişiyor. Sevimliliğinden eser kalmıyor, ama o eserin peşinde olduğu için sevimli olmaya uğraşıyor. Çocuk İngilizce dersinde… Soru ve diyalogları iyi yapabildiği için, hocası onu övüyor. Seviniyor çocuk, ya da genç. İngilizce tekrar böyle filizleniyor gönlünde.
Genç, İngilizceye Zuhal hocası sayesinde bağlanıyor…
* * *
Sene 2002… Genç, lise bunalımlarıyla uğraşıyor. Ahlakı kötüye gidiyor. Ne kadar tabu, ne kadar ahlak normu varsa hepsini yıkmaya uğraşıyor. Dersleri sevmiyor, hep kaçıyor. Bir gün hocası ona, hayatında asla unutamayacağı bir söz söylüyor. <!--[if !supportLineBreakNewLine]--> <!--[endif]-->“Edebiyatın bittiği yerde edepsizlik başlar” Ve genç, yazmaya başlıyor…
Genç, edebiyatı ve edep kavramını Münire hocası sayesinde öğreniyor…
* * *
Seneler böyle sürüp geçiyor. İyi-kötü, birçok öğretmen geçiyor hayatından. Birçoğu iyi, kimisi kötü…
Ve sene 2006! Çocuk üniversitede; matematikten soğuduğu için İngilizce okumak istemiş rağmen, sınav sistemi sayesinde, Hatice hocası tarafından kötü tanıtılan ve şimdiyse sevmeye zorladığı Alman Dili ve Edebiyatı bölümünü okuyor. Ve genç artık adam oluyor. İçinde hala çocuk olmanın özlemiyle karışık, bugün gidip üniversite hocalarının öğretmenler gününü kutluyor.
Bu insanlar onun son öğretmenleri, bu onun son öğrencilik yılları… Ve adam, artık bunların hepsini biliyor.
Peki, adam bugüne kadar neler öğreniyor? Ya da öğretmenleri ona neler verdiler? Çocuk âşıkken, genç avareyken, adam bunları düşünüyor. Ama bir sonuca varamıyor. Özlüyor öğretmenlerini tek tek… Ve anlıyor ki; Çocuk aşkı, genç edebi, adamsa özlemeyi öğreniyor öğretmenlerinden…
Naşide Öğretmenim(Fevzi Çakmak İlkokulu, Sarıkamış), Samiye Öğretmenim(Atatürk İlkokulu, Erzincan), Hatice hocam(Konya Ereğli Anadolu Lisesi), Münire hocam(Cumhuriyet Anadolu Lisesi, Sivas), Hayrettin hocam(Cumhuriyet Anadolu Lisesi, Sivas), Zuhal Hocam(Cumhuriyet Anadolu Lisesi, Sivas) İbrahim Hocam(Cumhuriyet Anadolu Lisesi, Sivas) İsmail hocam(Cumhuriyet Üniversitesi ADE, Sivas), Yüksel Hocam(Cumhuriyet Üniversitesi ADE, Sivas), Bekir hocam(Cumhuriyet Üniversitesi ADE, Sivas), Şehnaz hocam(Cumhuriyet Üniversitesi ADE, Sivas), Olcay hocam(Cumhuriyet Üniversitesi ADE, Sivas), Sedat hocam(Cumhuriyet Üniversitesi İDE, Sivas), Tuncay hocam(Cumhuriyet Üniversitesi İDE, Sivas) ve adını hatırlamadığım hocalarım, İlk öğretmenim Atatürk, ahlak öğretmenim Hz. Muhammed(s.a.v.), hayat öğretmenlerim Annem ve Babam…
Öğretmen gününüz kutlu olsun…
İmza: Çocuk, Genç ve Adam… Aydın AKDUMANYazılış tarihi: 23 Kasım 2006Son düzenleme: 26 Nisan 2007
 |