 — Büyüyünce ne olacaksın evladım? — Bir dakika, düşünmem lazım…
* * *
Adıma inat, gündüzlere hep düşman olmuşumdur o yanımdayken. Gece pek fazla belli olmuyordu yüzüm, ona baktığımı anlayamıyordu belki. En güzeli bulanıklaşmaktı bence ama,
Bu yüzden mi renksiz kalıverdi ona olan sevdam?
“Yalnızca karanlığında yan yana olabildik bu şehrin, Sen başın yerde yürür, bakamazdın caddeye Bense yana düşen ellerime güler, Yakalamaya çalışırdım gözlerini su birikintilerinde.”
* * *
Yaşamım günlere benzediğinden midir bilmem, ben hep aynı günü yaşıyorum galiba şu kısacık ömrümde.
Doğarım sabahları, huzurluyumdur. İyimserliğim son sınırındadır. Mutluluk, damarlarımda kan niyetine dolaşır. Kanatsam da bir sorun çıkmaz, Konu sevda olunca, huzur kolay pıhtılaşır…
Sabah dediğin zaten güneşle başlar! Işıkla doğarım, yüzümde sersem bir gülümseme belirir; Ve muhtemelen aşığımdır…
Güneşle beraber doğduğuna inandığım bir melektir o. Bulutlar doğumuna ağlamıştır sevinçten. Hiç konuşmaz, ağlamaz, üzülmez büyük ihtimalle. Gözlerine anlam katmaya çalışır kelimeler, Kifayetsizliklerinden gelir bana ağlarlar. Bense her zamanki gibi kendi doğumumu unutmuş olurum…
* * *
Öğlen vakitlerinde kanıma bir şeyler olur. Zehir karıştığından mıdır bilmem, Artık pıhtılaşmaz olur, o bana yanlışlıkla gülümsediğinde… Oysa nereden bilebilir ki yalnızca ona kanadığımı? Böyle olduğunu bilse kanatır mı?
Öğle vakitlerini kanayan yaraya tuz basmakla harcarken, akşamı nasıl edeceğim diye düşünürüm. Canımı sıkan tüm dertler ikindi vaktinde harman olur, ya yüzüme çizgi diye düşerler, adına tecrübe denilir, Ya da saçıma ak…
Ve ben muhtemelen hala aşığımdır…
* * *
Akşam geceye vurdu mu bir korku sarar içimi. Artık hiç güvenemem kanıma! Yorgun atan kalbim nasıl dayanır bunca ıstıraba?
Bilirim ağladığını, yoksa neden karaltılarda buluşayım ki onunla? Gözyaşları yere düşmesin diye elimi uzatır, nefesini birkaç saniyeliğine hisseder, korkuyla yanıma düşürürüm tekrar. Ama insan soruyor doğal olarak kendi kendine;
Geceye gündüz katan yanındaki şu duygu katili, neden elinin her “yanlışlıkla” değişinde karartır gözlerini?
Cevap alabiliyorum bu kez, ilk iki karmaşaya inat!
Sen sulardaki peri yansıması ile oyalarken allak bullak zihnini, O masalındaki prensine çoktan feda etmiş nefesini…
Ben… Muhtemelen âşık olduğumla kalırım…
* * *
— Karar verdin mi yavrucuğum ne olacağına? — Hayır, henüz karar vermedim anne! — A, olur mu öyle şey evladım, versene bir karar? Bozma düzeni! — Peki. Ben büyüyünce;
bencil, kötümser, hain, sevdama yenik, hayatıma düşman, şükrüme kalleş, vicdanıma işkence, gözyaşıma bekçi, sabrıma dizgin, aileme temkin, duygu hırsızı, ve nedense bir ona hasret…
Ya da vazgeçtim; bunları anlatmaya karmaşalarım yetmez, yıllarımı siler de götürür. Bu zaten son karmaşam ve tek kelime yetiyor galiba hepsine:
Ben büyüyünce insan olacağım anne…
Aydın AKDUMAN Yazılış Tarihi: 26–30 Nisan 2007
 |