 — Büyüyünce ne olacaksın evladım? — Bir dakika, düşünmem lazım…
* * * Yedi yaşıma henüz adım atmışken, en verimli çağımda aldılar beni ilkokula. Hep merak etti insanlar: Neden sol eliyle kullanır bu yeni yetme kalemi? Cevabını alamadıklarından mı, yoksa ekmek arası domates peynirimi yerkenki halimi gördüklerinden mi bilmem;
Daha büyümeden okulda buldu beni yalnızlık…
“Amenna! Dedim.” diyebilmek isterdim. Ama henüz çizgilerle meşguldüm ben! Arkadaşlarımın defterleri gibi dolmuyordu benimkiler. Hepsi sanki anlaşmış gibi tek bir yöneydi, benimkilerse onlardan gayrı yöne. “Zeki olur böyleleri” diye düşünmüştüm ben herkesten önce, inanmadılar bana.
Bense sağ elime nasıl fasulye tutacağını öğretirken vurdum sol yanıma ilk darbeyi…
Çizgiler bana döndüğü vakit gördüm onu… İsmiyle hitap etmeye korktuğum ilk varlık! İlk teneffüsüm… O zamanlar nefes alabiliyordum tabii ki. “Beyaz tene siyah saç gider” diyebilmek isterdim ama;
Tek yapabildiğim çizgi çizmek oldu aramıza…
Nefesimi kaybetmem, şehirden ayrılmamla oldu. İsmiyle veda etmeye korkup, adını sağ elimle yazmaya çalıştığım sevdam…
Ben şehirden ayrıldım ya, Çizgiden çıkalı daha iki teneffüs oldu/olmadı ya, Sevdam bana sormadan el değiştirdi ya;
İşte ben o gün yazmaya başladım…
* * *
Fotoğrafını çekmeme izin verirdi hep. Her halini her halime kazımamın en kolay yoluydu… Sordum kendi kendime: Karşındaki beşer Havva, mazi pozlarıyla mı girecek tekrar belkemiğine, ey Âdemoğlu?
Cevap alamadım doğal olarak… Peki dedim, başladım yazmaya…
İlkokulda nasıl bir anda atladıysan çizgiden yazıya, Şimdi de esmer yerine ağlayacaksın altın sarısı saçlara… İşte arabesk sevgi böyle başlar son Şehr-i Sivas’ında!
Kalırsın ortada; Elinde tek bir resim, zihninde tek bir şarkı, Barış Manço’dan (ç)alıntı:
"Yıllar geçer, güz yaz olur, Aydın bir gün toprak olur. Sil gözyaşın, durma ha, Durma…"
* * * — Karar verdin mi yavrucuğum ne olacağına? — Verdim.
Ben büyüyünce bir hiç olacağım anne…
Aydın AKDUMANYazılış Tarihi: 14-15-16 Nisan 2007Son Düzenleme: 30 Nisan 2007
 |