Bazen, yaşantımızda karşılaştığımız kötü vakaların şekli bile, insanları etkileyebilmektedir. İnsan bir denizin derinliklerinde, boğazında düğümler yaratan birçok olayla, su yüzüne çıkmaya ihtiyaç duyar. Buna kendini çok uzak görünce de, medyada karşımıza çıkan intihar, cinayet, kazalar bıçaklanmalar vb. kötü örnekler çıkar. Basında yayımlanan bu örnekler, zamanla insanın bilinç altına yerleşen bir özenti bırakır. Hassasiyet gösterilmesi gereken yerde, bir tutam çıkar uğruna, insan yaşantısı zedelenmeye bırakılır. Medyada bu olayların görüntülenmesi, daha çok olayların çıkmasına sebep yaratıyor. Ama reyting kırıldı nasıl olsa, gerisi umrunda mı medyanın?
|
Benim alışılmadık sessizliğimin hüküm sürdüğü bir aralık akşamının ayazında karşılaşmıştık seninle. Senin gökkuşağı gözlerinle benim kahve tadı bakışlarım aynı ay ışığının maviliğinde soluyordu aşkı. Geçtiğimiz her sokak bir aşk masalının şehrini andırıcasına gülümsüyordu bize, her yer tanıdık bir Pazaryeri gibiydi, ellerin ellerimin sıcaklığında terlerken sana susamanın bu denli güzel olduğunu yeni yeni fark ediyordum. Nefes almanın huzurunu gözlerine dalarak buluyordum. Ağladığım her sokakta, her gözyaşımın bir çiçeğe hayat verdiğini görmenin çılgınlığıyla sana doğru çığlık oluyordum. Kendimde ölürken sana nefes oluyordum… |
Ah’ıma… İşte yeni bir yıl daha. Bak güvercinlerin bakışlarında aşk gizleniyor. Manisa’nın sokaklarında sessizliğimizin izlerini silerken yağmur içimde sana dair yeni bir bahar şenleniyor. Kirpiklerimde ıslak bir yılın yorgunluğuyla kapına dayanıyorum. Işığın sönük, kapın sürgülü. Ayazına tutulmamak için kara sevdanın, Spil’in maviliğine sığınırcasına kaçıyorum senden. Senden sana kaçarak… |
Yakın tarihimizde sömürgeciliğin payı... Şimdi bakalım geçmişe. Ülkemizin kökeni ekonomi de dâhil, Osmanlı İmparatorluğuna isnat ediyor. Osmanlı İmparatorluğunun iktisat felsefesinin temelinde ise sömürgecilik yer almamaktadır. Ekonomisinin temeli insanlarının ihtiyaçları kadar üretimdir. Osmanlı İmparatorluğunda, ihtiyaç fazlası ürün üretip bunları pazarlamak geneli itibari ile yoktur (ihracat). |
Bir insan diğer bir insan veya diğer insanlar, bir toplum diğer bir toplum ya da diğer toplumlar üzerinde neden egemenlik kurmak ister? İnsanoğlu belirli özelliklere göre donatılmıştır. Bu özelliklere yaratılıştan gelen özellikler diyebiliriz. Bunlardan bir tanesi ve en önemlilerinden biri düşünebilme yeteneğidir. Yine merak, korku, hırs, egemenlik yaratılış özelliklerindendir. Bunlar insanın içgüdüsünde vardır. |
— Büyüyünce ne olacaksın evladım? — Bir dakika, düşünmem lazım…
* * *
|
— Büyüyünce ne olacaksın evladım? — Bir dakika, düşünmem lazım…
|
1 – Belediye Otobüsü
Kişiler: Tek bir kişi içinde İyimser-Kötümser denilen iki kişilik. Teyze Amca Genç kız Genç oğlan Ve muhtemelen tüm otobüs ahalisi…
|
Baba, Kader işte, yine her zaman olduğu gibi karşılaştık seninle: Satırlar üzerinde birkaç kalem darbesi ile… Olmadı, kandıramadım bizim şu zeki doktoru! Yazmayacaktım bu beşinci mektubu. Sorun şu ki; tedavimin son aşamasını tamamlayacak olan mektup, bu mektupmuş. |
Oğlum, Artık sona yaklaşıyorum. Elindeki bu mektup, benim dördüncü ve son mektubum. Etrafımda kâğıt yığınları görmekten bıkmış olsam gerek, kurşunkalem ile yazmayı daha uygun gördüm. Tükenmez kalemlerin tükenmelerine karşı büyük bir nefret beslediğimi bilmeni isterim. |
Sevgili… Korkuyorum, bir gün doktorum bu mektupları alırda, benden habersiz okur diye. Bu yüzden adını yazmamayı uygun gördüm. Malum, beni buraya düşüren sevdanın hâlâ kölesi olduğumu bilmelerini istemem. Ama bu onların düşüncesi, benim değil. |
|
|
|
|
|
|
Sayfa 1 of 6 |