|
Yaşantımızdan doğan hayat kavgası, herkeste ayrı yankılar uyandırır. Kiminde ekmek savaşı, kiminde zenginlikten doğan kibir dolu bakışlar, kiminde ulaşmak istediği hedeflere ulaşabilme gayesi. Ama öyle bir kavga varki; hayata ayrı bir canlılık, ayrı bir direniş gücü katıyor adeta. Yeni bir fidanın rüzgarla boğuşmasına, sussuz kalabilme ihtimaline, yeşerememe korkusuna benziyor. Her tarafından ayrı bir yaşam çığlığı kopuyor.
Kopan bu çığlıklarda, bir çocuğun ağlayışından doğan hayat kavgası ve hayata kazanılması, hayata en güzel canlılığı ve direnişi katıyor. Çocuk yaşta hem çalışıp, hem de okuyarak yüksek bir hedefe ulaşan insanlar, kazanılan hayatlar kısmında, hayata dair en güzel canlılığı uyandırır. Kimisi elinde boya sandığıyla, kimisi simit satarak karışmıştır hayat kavgasına. Yüreklerinden akan gözyaşıyla, bir yerlere gelerek, en güzel hayat kavgasını sürdürmüşlerdir. Bu kavga ve hayata kazanma çabası, zenginlik hırsıyla biraz daha zengin olayım çabasıyla insanları küçük görme hissine karşı, en onurlu kavgadır. Altında lüks arabasıyla başı havada, zenginlikten sıyrılan gülüşleriyle, kibir zehrini etrafına dağıtıp durur kimileri. Bu zehri dağıtırken, ardında zorlu bir mücadeleyle, çocuğun gözyaşından doğan hayat kavgasını düşünüp, ders almazlar bile. Yaşantımızın her dalında, bu tür kibirlerle karşılaşır insan. Aslında bu sadece küçük bir örnek. Önemli olan insanın kibir zehrinden arınıp, etrafına bakıp, çevresinde insanlara faydalı olma çabasıdır. Bunu engelleyen sadece bazı insanların zengin oluşu değil, insanların birbirini anlayıp, sahip çıkarak bir çember oluşturmalarıdır. Hayattan tamamen kopup, sorunlarla birlikte, bir yerde pes etme eğiliminde olan bir insana destek olup onu hayata yeniden hazırlamak, kazanılan hayatlar arasında en güzel yerini alır.
Her insan mutlaka yaşantısında bir hayat depremiyle karşılaşmıştır. Sarsıntıda ağır yaralar almıştır. Bu yaraları sarıp pes etmekten kurtarmak, manevi değeri büyük olan bir mücadeledir. Bu düşünceyle hayata tutunmak, yaşamı daha kolay kılmanın başarılı bir yoludur. Neden kazanılan hayatlar kısmında, sizinde bir imzanız olmasın. “Ben sadece kendimle uğraşabilirim, başkalarının hayatlarından bana ne? Ne oluyorsa olsun.” diye düşünüyorsanız, o ayrı tabi. Böyle düşünen insanın, kazanılan hayatlar kısmında asla bir imzası olamaz. Sonuçta her insan kendi fikirlerinde özgürdür. Düşünmek istediği gibi düşünür. Kazanılmayı bekleyen o kadar çok hayat var ki.. Ama kazanmaya hazır insan sayısıyla kıyasladığımız zaman, çok yetersiz kalıyor. Bir de huzur evinde kalan kimsesiz bir insanı düşünün. Özel günlerde kapıyı gözleyişlerini düşünmek bize acı verir. Bu acıyı onları ziyaret ederek biraz olsun hafifletebilmek, kazanılan hayatlar kısmında iyi bir başlangıca neden olur. Kapıyı gözleyen yaşlı ninenin, akan gözyaşı biraz daha solar etraftaki mutluluğu. Bunu hissetmek lazım aslında. Özel günlerde istediğin yerde olmak, yolunu gözlediğin insanların yanında olması tabiki yaşanmak istenilen duygular. Ama bu duyguyu huzurevindeki insanlar zor yaşıyorlar..
Biraz da etrafımıza bakıp, başkalarını da düşünmek lazım. Sadece kendini düşünmekle yetinmek, kazanılmayı bekleyen hayatları sadece üzmeye yarar. O zaman kırgınlık gelip yüzlerine konar, mutluluk yerine. O kırgınlık yerini eşsiz bir tebbessüme bıraksa çok şey değişir. SULTAN MERCAN |
Yorumla
2008-11-2114:53:55 gerçekten çok güzel yazmışsın.. tebrikler