Benim alışılmadık sessizliğimin hüküm sürdüğü bir aralık akşamının ayazında karşılaşmıştık seninle. Senin gökkuşağı gözlerinle benim kahve tadı bakışlarım aynı ay ışığının maviliğinde soluyordu aşkı. Geçtiğimiz her sokak bir aşk masalının şehrini andırıcasına gülümsüyordu bize, her yer tanıdık bir Pazaryeri gibiydi, ellerin ellerimin sıcaklığında terlerken sana susamanın bu denli güzel olduğunu yeni yeni fark ediyordum. Nefes almanın huzurunu gözlerine dalarak buluyordum. Ağladığım her sokakta, her gözyaşımın bir çiçeğe hayat verdiğini görmenin çılgınlığıyla sana doğru çığlık oluyordum. Kendimde ölürken sana nefes oluyordum…
Şimdi sen tanımadığım bir sokakta, bir öğrenci yalnızlığının yaşandığı ahşap bir evde açık bırakılmış bir aşk romanının en ateşli sayfasında hayat sürerken ben sana susamışlığın hesabını tufan tufan kopan yağmurlara veriyorum… Ve maviliğinde hüküm sürdüğüm bir beyaz güvercinin kanatlarına takılmış bir zeytin dalının ışığında sana doğru yol alıyorum. Ancak iyi ki gecemi aydınlatan sensin diyebiliyorum aynadan gülümseyen solgun yüzüme. Ay ışığımın maviliğinde bir ömür hayat sürmen dileklerimle…
Mehmet ÖZTÜRK-Manisa-Aralık 2007
Bu sayfayı aşağıdaki topluluk sitelerinde yayınlayabilirsiniz