Sesinin kısılması ve sadece birkaç kelimeyle söylemen. Susman. Bakışlarının sabitlenmesi. “Seni çok özledim!” deyişin.
Sanki kocaman bir dağ içimde hareket etti. Gönlümdeki kadim duygularım uzun zamandır durdukları yerden büyük bir acıyla. Hatta ağacın köklerinin ayrılmak istememesi gibi. Öleceğini bilir gibi. Değerli olana uzanmak için yıllardır sabırla yerinde bekleyip ulaştıktan sonra. O tatlı lezzetten ayrılmak istememesi gibi. Ben de, “özledim” dediğinde senden hiç ayrılmamak istedim. Ama. Aramızda çok yollar varken. Bin bir engel dizilmişken. Dönemeçlerin sarp geçitlere açıldığı. Akabelerle dolu dikenli yollar birbiri içine girmişken. Ben kahverengi gözlü bir güvercin olup sana kanat çırpma hayali kurarken. Usulca yanaşıp “özledim” deyişin ismimle beraber her şeyi unutturuyor bana. Uzun bir zaman oluyor her an. Sen tekrar “Aşkım” diyene kadar. Geri dönemiyorum. Düştüğüm yerden kalkamıyorum. Aşkın olamıyorum.
Ümit. Hayal. His. Ne kabul edersen artık. Biliyorum ki bir gün mutlaka. Ne sen ne de ben değil. Biz olacağız ya. İşte o zaman. Biz ve onlar da olacak. Yani ki, küçük senler küçük benler aydınlığa çıkıp bize anne-baba diyecek ya. Yine, işte o zaman. Sonsuz günler. Sonsuz sevgiler. Sonsuz olabilecek her şey bizimle olacak. Artık kalmayacak baki olmayan hiçbir şey bizim dünyamızda. Ahirette cennete demem o ki bizi Yaratan’a kavuşana kadar daha güzelini hayal edemeyeceğiz.
Sevgilim. Özlemek, kavuşmanın habercisidir. Kavuşacağım zamanlar tükenmeye mahkumken. Üzülme hiç. Özlemin üzüntü değil tatlı bir his olarak sarsın gönlünü. Gözlerin sevgiyle baksın hayalime. …
Ben de seni çok özledim.
Bu sayfayı aşağıdaki topluluk sitelerinde yayınlayabilirsiniz