 — Beni kızdırıp durma, sana yalan mı söyleyeceğim?
Birisi beni bu şekilde ayna karşısında konuşuyorken görseydi, muhtemelen delirdiğimi düşünecekti. Çünkü aynı şeyi ben de düşünüyordum. Belli ki ayna karşısında kendimle konuşmayalı uzun zaman olmuştu. Çünkü ben paslanmıştım ve aynadaki yansımam benden çok daha iyiydi.
— Seni tanıyorum, bana yalan söyleme. Sen yine âşık oluyorsun, bakışından anlıyorum! — Şu saçmalığı kes artık! Âşık değilim, olmuyorum, olmayı da düşünmüyorum! — Güldürme beni. Hayatının hangi kazasında sevmek ya da sevmemek şansı verildi sana? — Bu kadar küçük düşürmene gerek yok. Kendinle konuştuğunu unutma! — Hayır, sen bıraktığım kişi değilsin. Konuyu da değiştirme. Seni sana bırakmadılar hiç değil mi? Bu sevdada nasıl kendi kararını verebileceksin? — Ben herhangi bir karar vermiyorum, bir sevda falan da yok! — Zaten senin kararsızlığın sayesinde bu duruma geldik, unutma! — Saçmalama! Aynada yansıma olmak senin için çok kolay. Acıyı çeken, sevdayı yaşayan benim. Sense sadece yansımayı biliyorsun. — Madem öyle, neden gözlerim dolu duruyorum hala? Kusura bakma ama her karşıma geçtiğinde utancından başını yere eğen ben değilim. Yüzüme bile bakamıyorsun! — Çünkü o yüz ben değilim! — Hayır, sensin! Seni buradan en iyi ben görüyorum. Neyin arkasına saklandın bu güne kadar?
Konuşmadan aslında hiçbir şey anlamıyordum. O sesini yükselttikçe, ben alçaltıyordum istemeden. — Bak, ben âşık değilim, olmayacağım da. — Bırak da bunun kararını ben vereyim. Unuttun galiba, aynanın karşısında beni âşık bir şekilde bırakan, gözü yaşlı terk edip unutmaya çalışan, benden vazgeçen hep sen oldun! Bu sefer kontrolü ben alacağım. Allah aşkına; ne geçiyordu aklından? Beni bıraktıktan sonra ne yaptın? Ne yaptın o sevgiyi?
Bu soruya sinirlenmiştim, bağırdığımın farkında bile değildim… — Mademki sordun anlatayım. O sevgiyi sattım ben arkadaşım, sattım! Tümünü paylaştırıp sattım dostlarımın arasında. Ve karşılığında bol bol yalan aldım. İstemeyeceğin kadar… Her gün bu yalanlara boğuluyordum. “Unutursun be dostum, sana kız mı yok?”, “Zamana bırakmalısın her şeyi, zaman en iyi ilaçtır.”, “Seni sevmeyeni sen hiç sevmeyeceksin, üstesinden beraber geleceğiz bu acının.”… Her yalanı kendime söyleyişimde bin kere ölüyordum, sen rahat rahat seviyorken. Kaçırdığın nokta, bunların garanti belgesi falan da yoktu! Zaten hepsi bir süre sonra yok olup gittiler, “Yalan oldular”. Ama sadece bir tanesi kaldı elimde. Ve her gece onun altında ezilip, sabaha çıkmamak için dua ediyordum. — Hangi yalan? — “Sen yalnızsın”… Belki de içlerindeki en doğru yalan da buydu! — Bana laf salatası yapıp durma. Ayna karşısında, bıraktığın bir “sen”’le konuşuyorsun. Kandırabileceğin arkadaşların yok senin karşında! Beni yalanlar için bıraktın! Üç, bilemedin beş yalan bile etmiyormuşum demek. Ama beceremedin değil mi? Her aynaya baktığında beni görmek olmasaydı eğer, belki biraz da olsa üstesinden gelirdin, ne dersin?
Uzun bir sessizlik anından sonra, devam etti yansımam… — Korkaklığın yüzünden sen yalanlarla boğuştun her gece, bense ağlamakla meşguldüm. Her seferinde mantığın yürümediğini anlatamadım sana, dinleyemedin beni! Korkak bir insan oldun çıktın! — Bunu yapmak zorundaydım. Seninle nasıl insan içine çıkabilirdim? Her gün gözyaşları içinde mi gezecektim? Her gün canım mı yanacaktı teneffüs saatlerinde, her gün tahammülsüz mü geçecekti sevdiğim kızın bana yüreğini kilitlemesi? — Sen âşık olmuşsun. — Hayır, olmadım! — Pardon ama ben sevdamızda teneffüs hatırlamıyorum? Onu biz gözlerimizde sevmedik ki? — Saçmalama, bu da nerden çıktı?
Fena yakalanmıştım. Hemen toparlamam lazımdı, yapamadım...
— Madem âşık değilsin, neden buradan baktığımda senin gözlerinde onu görüyorum? — Yalan söyleme — İnanmazsan kendin bak. Ve bir kereliğine de olsa, kontrolü bana bırak Allah aşkına! Yoksa bu sefer aynalar bile kaldıramaz bizi, kalırız ortada…
Bir anda yok oldu. Yüzümü yıkadım bir süre, sonra gözlerime baktım… Yenildim, her zamanki gibi. Yine haklı çıkmıştı ben. Yine doğruyu söylemişti ben bana. Ama bir konuda daha haklıydı. Ben artık eski ben değildim. Gözlerimin altında yalanlar sakladığımı bilmiyordu. Çünkü gözlerinin yaşından görememişti beni…
O kadar da önemli değil beni yenip yenmemesi. Ne de olsa yarın sabah tekrar görüşeceğiz. Ve o zamana kadar birkaç yalan daha hazırlarım, ondan kolay ne var ki? Bana yalan mı yok?
Aydın AKDUMANYazılış Tarihi: 11 Mart 2006Son Düzenleme: 09 Mayıs 2007
 |